Ümraniye Diyetisyen

Sizlere daha kaliteli bir hizmet sunmak için yeni ofisimizde hizmetinizdeyiz! Ümraniye Diyetisyen merkezimizde sizleri de görmek isteriz. Zayıflamak yada kilo almak için daha fazla zaman harcamayın ofisimize gelin ve size özel programlar ile değişime hemen başlayın.

Adres: Saray Mah. .Dr.Adnan Büyükdeniz Cad. No:4 Akkom Ofis Park Cessas Plaza 2.Blok Kat:10 Ümraniye/İstanbul – DiyetHane.com Ümraniye Diyetisyen

Devamını Oku

Kaliteli Uyku Sağlıklı Beslenme

Uyku sağlık ve yaşamımızın iyi bir şekilde devamı için önemli bir role sahiptir. Kaliteli uyku zihinsel sağlığımızı, fiziksel sağlığımızı, hayat kalitemizi korumamıza yardım eder ve güvenliğimiz için gereklidir.

Dünyada birçok hastalığın nedenlerinin başında uykusuzluğun geldiği bildirilmiştir. Son yıllarda uyku bozuklarının görülme oranı giderek artan önemli bir sağlık problemi haline gelmiştir. Yapılan çalışmalarda bu durumun nedenin çeşitli nedenler arasında özellikle obezite ile ilişkisi olduğu saptanmıştır.

 

Uyku bozuklukları mı obeziteye neden oluyor? Obezite mi uyku bozuklarına neden oluyor?

Obezite bireyde uyku bozukluklarına yol açıyor. Uyku bozuklukları da hem obeziteye yol açıyor hem de obezitenin derecesini artıyor. Bu iki hastalık kısır bir döngü içerisindedir.

Uyku konusunda yapılan çalışmalarda yetişkinlerin en 6-8 saat aralığında uyumaları gerektiği vurgulanıyor. Uykusuzluk veya kalitesiz bir uyku vücutta kortizol ve leptin hormonlarının etkilenmesi ve bireyin kendini sürekli aç hissetmesine neden olabilmektedir.

Zaten yapılan araştırmalarda düzensiz uyuyan insanlarda düzenli uyuyanlara göre obezite riski %65 in üzerinde olduğu görülmüştür.

Ayrıca kortizol hormonunun artışı ise stress, yağ % artması, inflamasyon, akne, dermatit, egzema , alerji gibi bir çok hastalığa sebep olmaktadır.

Uykusuzluk, tüm bunların yanı sıra diğer kronik hastalıklara da neden olabilmektedir. Kan şekeri ve insülin seviyelerini etkileyerek şeker hastalığına da sebep olabilir. Ayrıca yüksek tansiyon ve kalp krizi riskini artırır. Bağışıklık sisteminizin zayıflamasına ve enfeksiyonlara yakalanma riskiniz artar. Depresyona da neden olan uykusuzluk, bireyin yaşam kalitesini düşürerek gün içerisinde yorgun, agresif, gergin bir gün geçirmenize neden olur.

  • Kaliteli bir uyku uyumak için de beslenmenize de dikkat etmelisiniz!!
  • Sağlıklı uyku beslenmenin ucunda..
  • *Dolu bir mide ile yatağa gitmeyin!
  • Ana yemekten 4, ara öğünden ise 2 saat sonra uyuyun.
  • *Seçiminiz sağlıklı atıştırmalıklar olsun..
  • Akşam yemekten sonra tatlı tüketmek yerine yarım yağlı bir fincan süte tarçın ekleyin yada 1 fincan kefir tüketebilirsiniz.
  • Akşam yemeğinden sonra çay keyfinin yanında cips, bisküvi, yağlı kuruyemişler yerine 3-4 adet kepekli grisini, form bisküvisi yada meyve yanında çiğ badem fındık karışımı tüketilebilirsiniz.
  • *Bitki çayı tüketin..
  • Bal ve limon ile hazırlanmış bitki çaylarını yatmadan önce içmeyi tercih edin. Özellikle rezene, yasemin, ıhlamur, melisa çayları iyi birer alternatiftir.
  • *Öğün dağılımı dengeli olsun..
  • Akşam yemeklerinde zor sindirilen, ağır ve yağlı besinler yerine zeytinyağlı sebze, yoğurt, salata ve hafif karbonhidratları tercih edin. Karbonhidrat olarak kepekli pirinç, kepekli makarna ve bulgur tercihleriniz arasında olabilir.
  • *Kafeine dikkat!
  • Yatmadan 2 saat önce çay ve kahve içmeyin. İçeriğinde ki kafein uykuya dalmanızı engeller ve taşikardiye sebep olabilir.
  • *Sıvı alımını dağıtın..
  • Gece yoğun sıvı alımı uykunun bölünmesine sebep olur bu yüzden sıvı alımını gün içine dağıtın.
Devamını Oku

Yeme Davranış Bozuklukları

Yeme bozuklukları bireyin mental veya  emosyonel durumundan  kaynaklanan bir bozukluk  nedeniyle yetersiz veya  aşırı besin tüketimine yol açan olgular bütünüdür.

Bu hastalıkları, anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza, tıkanırcasına yeme bozukluğu ve başka türlü tanımlanamayan yeme bozuklukları olarak 4 ana grupta değerlendiriyoruz.

  • Genelde (%94) duygu durum bozukluğuyla beraber görülür.
  • Depresyon (%40-70), anksiyete bozukluğu (%56), sosyal fobi (%20), alkol madde kötüye kullanımı veya bağımlılığı (%24)

Cinsiyetlerin toplumsal varoluşlarının tanımlanmasında kadın için ‘zerafet’, erkek içinse ‘akıl ve güç’ kavramları ağır basıyor, ‘bu nedenle modern toplumlarda bir kadının değerinin, daima güzel, ince ve çekici kalmasına bağlı olduğu, erkeğin ise güçlü ve zeki olması gerektiği sürekli olarak vurgulanıyor. Ayrıca toplumsal baskılar, aile, arkadaşlar ve özellikle medya aracılığıyla daha da artarak yeme probleminin gelişimini tetikleyen en önemli sebeplerin başında gelmektedir.

 

Yeme davranış bozuklukları tedavi sürecinde mutlaka Genel Tıbbi Bakım, Beslenme Danışmanlığı, Psikiyatrik Tedavi ve Psikoterapi Desteği Programlarının beraber yürütülmesi gerekmektedir.

 

YEME DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI Diyet tedavisi, hastanın besinlere karşı olan fikir ve düşüncelerini değiştirmeyi amaçlar!

 

  • Öncelikle Riskli yaş grubuna dikkat etmek gerekir.
  • Hastanın ağırlık değişimi ve beslenme öyküsü alınmalıdır. Olanak varsa vücut yağ yüzdesi de ölçülmelidir.
  • Bireyin beden yapısına ilgin görüşleri, alerjik durumu, besin tüketim durumu, menstürasyon durumu, barsak işlevi, öğün sıklığı, ek vitamin-mineral alıp almadığı, sıvı ve elektrolit dengesi saptanır.
  • Hastaya boyuna göre olması gereken ağırlık ve değişik besinlerin sağlığa etkileri konusunda eğitim vermek gereklidir.
  • Mümkün olduğu kadar hastanın oral beslenmesi sağlanmalıdır.
  • Yaşamı tehlikeye düşürecek elektrolit ve sıvı dengesizlikleri, kalp yetmezliği, aşırı diyare gibi durumların varlığında özel ise beslenme yöntemlerine başvurulmalıdır.

 

 

Devamını Oku

Stres ve Beslenme

STRES VE BESLENME

Stres hepimizin hayatında başa çıkmak zorunda olduğu ortak bir sorundur.  Biyolojik olarak stresi tanımlamak gerekirse, bireyin kendisini duygusal yada fiziksel olarak rahatsız eden bir ortamda organizmanın verdiği cevaptır. Stres kişilerin beslenme alışkanlıklarını olumsuz yönde etkileyerek sağlıksız beslenmelerine ve bununla birlikte birçok rahatsızlığa ve hastalıklara neden olabilmektedir. Bu olumsuz davranışları şöyle sıralayabiliriz;

Fast food tüketimi

Öğün atlama/unutma

Aşırı kahve tüketimi

Yanlış besin tercihleri

Moda diyetler

Sürekli atıştırma durumu v.s

Sağlıklı beslenmenin stresle mücadele etmede çok önemli bir rolü vardır. Yeterli ve dengeli beslenerek stresle başa çıkmak ise mümkündür. 

Öfke, yanlızlık , üzüntü, anksiyete, olumsuz konuşmalar ve davranışlar vücudu karmaşaya sürükler; sindirim organlarına kan akımı azalır, kalori yakımı yavaşlar ve kilo aldırıcı hormonlar üretilmeye başlar yani Zihinsel/duygusal durumumuz, metabolizmayı direkt olarak etkiler.

PEKİ NE YAPMALIYIZ?

Beslenmenin karın doyurmaktan öte, ruhu da  beslediği bir gerçektir, ancak şunun farkına varmalıyız ki yaşamın hızlı akışı içerisin de ruhumuz mu aç yoksa bedenimiz mi? Ruhu aç olan kişiler sürekli yemek yer ve yedikçe kilo alır, ve kilo aldıkça beden ve ruh sağlıkları da olumsuz etkilenir.

Bu kısır döngüden kurtulmak için;

• Stres sonucu vücutta  miktarı azalan serotonin nedeniyle triptofan aminoasidi içeren besinlerin tüketimi stresli bireylerde çok önemlidir. Bunun nedeni ise serotonintriptofan aminoasidinden sentezlenmektedir. Tavuk, hindi, süt, yumurta, muz, avakado, kurubaklagiller, kakao, sarımsak, domates, bezelye ise triptofanaminoasidi içeren besinlerdir.

* Stres altında olan vücudun protein gereksinimi de arttığından yumurta, et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri tüketiminin arttırılması bu yönden önemlidir.

* Stres durumlarında kan şekerinde artış veya düşüş de görülebilir. Kan şekerini düzenlemek ve endorfinsentezini de artırmak için kompleks karbonhidratlarla beslenmek son derece önemlidir. Kompleks karbonhidratlar kurubaklagillerler, sebzeler, meyveler ve tahıllı besinlerle karşılanabilir.

 

* Stresli durumlarda kortizol hormonu artmaktadır ve vücuttan C vitamini atımı fazla olmaktadır. Bu nedenle C vitamininden zengin beslenmek hem kortizol seviyelerini normale döndürmek hem de fazla atılan C vitaminini karşılamak için önemlidir. Portakal, mandalina, limon gibi turunçgiller, kivi, biber, brokoli, maydanoz v.b. besinler C vitamininden zengin besinlerdir. Bu besinler aynı zamanda bağışıklık sistemini de güçlendirmektedir.

* Magnezyum da yine kortizol seviyelerinin düzenlenmesinde etkilidir. Magnezyum kaynakları ise ıspanak, pazı, roka, maydanoz, tere gibi yeşil yapraklı sebzeler ve mercimek, nohut, kuru fasulye gibi kurubaklagillerdir.

* Stres durumunda artan kan basıncını normal seviyeye düşürmek için ise potasyumdan zengin besinler tercih edilmelidir. Bunlar ise tüm sebzeler olmakla birlikte özellikle muz, patates, kayısı, avakado gibi besinlerdir.

* Ceviz, fındık, badem gibi besinler çinko, B vitaminleri ve E vitamini içerirler. Çinko ve E vitamini çok önemli antioksidanlardır ve stresli durumlarda tüketilmesi yararlı olacaktır. Fakat miktar açısından günde 2-3 ceviz veya 10-15 adet çiğ fındık, badem yeterli olacaktır.

* Omega 3 yağ asitlerinin stres hormonlarını düşürücü bir etkisi olduğu bilinmektedir. Stresin olumsuz etkilerinden korunmak için haftada en az 2 kez balık tüketilmesi faydalı olacaktır. Somon, ton, uskumru, sardalye balıkları en çok omega 3 yağ asiti içeren balıklardır.

* Kafein tüketiminin miktarı da stresle ilişkilidir. Günde 2 fincandan daha fazla içilen kahve ve kafein içerikli diğer içeceklerin de stresi arttırdığı kanıtlanmıştır. Kafein de adrenalin ve kortizol hormonlarının yükselmesine sebep olduğundan kola, kahve, çay, enerji içeceklerinden mümkün olduğunca uzak durulmalıdır.

* Fazla alkol tüketimi de böbreküstü bezlerinin salgısını arttırıp vücudun işlevini bozduğundan stres kaynaklı durumlarda azaltılmalı hatta gerekirse bırakılmalıdır.

* Son olarak beslenme haricinde düzenli yapılan fiziksel aktivitenin de stres üzerinde olumlu etkileri olduğu unutulmamalıdır.

 

Devamını Oku

Ofis Çalışanları İçin Beslenme

Günlük koşuşturmanın içinde özellikle de iş yaşamında en çok göz ardı edilen konuların başında beslenme geliyor.

İş yoğunluğundan dolayı öğün atlanması veya fast food beslenmeye yönelme çok sık karşılaşılan bir durum. Bireylerin sağlıksız besinlere yönelimi ve saatler süren hareketsiz bir çalışma temposu sonucunda kilo artışı, vücutta yağ birikimi birbirini takip eden bir döngü haline gelmektedir.

Ancak çalışırken de doğru besinler tercih edip sağlıklı bir şekilde kilo kontrolü sağlamak zor değildir.

Yeterli ve dengeli beslenme düzeni sanılanın aksine sadece kilo kontrolü veya ofis çalışanlarında görülebilecek metabolik hastalıkları önlemekle kalmaz, çalışanın işteki performans ve motivasyonuna olumlu anlamda geribildirim de sağlar.

Günde 8, Haftada 40, Yılda 2000 Saatinizi Çoğunluğu Masa Başında Olmak Üzere Çalışarak Geçirenlerdenseniz Ve Sağlıklı Beslenmek, Kilonuzu Korumak İstiyorsanız İşte Size İpuçları!

1.Güne Kahvaltı ile Başlayın !

Masa başı çalışma temposunda olan bireyler yoğun temponun getirdiği sorunla beraber kahvaltı öğününü genelde atlıyor ya da kolay ulaşılabilen hazır gıdalar tercih edebiliyorlar.

Kahvaltı öğününün atlanması gün boyu metabolizmanın normal hızının altında çalışmasına neden olur.

2.Öğün atlamayın !

En önemlisi ara öğünleri unutmayın..

Ara öğünler özellikle uzun süre aç kalmayı engelleyerek kan şekerinin düzenlenmesini, o esnada vücut için gerekli enerjinin sağlanmasını ve metabolizma hızının yükselmesini sağlar. Böylece gün içerisinde daha dinç, daha zinde bir vücuda kavuşarak, konsantrasyon bozukluğu, uyku, yorgunluk gibi problemler engellenmiş olur.

  1. Öğle yemeği

Öğle yemeklerinizi seçerken pişirme yöntemlerine ve içeriklerine dikkat etmeli, kızartılmış, kavrulmuş, yağlı yemekler yerine ızgara, buğulama, fırınlama, yöntemleri ile hazırlanmış et, tavuk, balık yemeklerini tercih etmelisiniz.

Ayrıca bunların yanında kepekli ekmek, bulgur veya çorba gibi karbonhidrat içeriği daha dengeli olan besinleri, az yağlı salata, yoğurt veya ayran ile tüketebilirsiniz.

Böylece, çoğu kişinim verimliliğinin düştüğü, rehavete kapıldıkları saatlerde siz daha enerjik ve daha verimli olabilirsiniz.

4.Hızlı yemek

Yoğun iş hayatı olan kişilerin hızlı yemek yemeleri kilo problemlerinin oluşmasına neden olabilir. Fast food tarzı besinlerin yenilmesi veya enerjisi yüksek atıştırmaların yapılması vücutta yağ hücrelerinin büyümesine yol açabilir. Yemekler yavaş yenildiğinde tokluk hissi daha erken fark edilir ve daha az kalori alınmış olur.

  1. Su tüketmeyi ihmal etmeyeniz!

Su tüketimi böbrek fonksiyonlarının, kan dolaşımının, vücut homeostazisinin (dengesi) fonksiyonel olarak sağlıklı bir şekilde sağlanması için çok önemlidir. Gün içerisinde su tüketiminiz az olması vücutta su tutulumu ile birlikte ödeme (şişkinlik) ,iş temponuzda düşüşe, halsizliğe sebep olabilir.

6.Çay ve Kahve Tüketimini Azaltın

Gün içerisinde çay ve kahvenin fazla tüketilmesi; bazı vitamin ve mineral gruplarının emilimini zorlaştırır. Özellikle antioksidan özelliğine sahip olan vitamin grupları (A,C,E) çayda ve kahvede bulunan tanen ve kafeinden etkilenirler.

Fazla tüketilen çay ve kahvenin diüretik etkisi (vücutta su tutulması) sebebiyle vücutta su tutulumunu sağlayarak ödeme (şişkinlik) sebep olabilir.

İçecek olarak; yeşil çay ve bitki çayları yada detoks içecekler tüketilebilir.

  1. Fiziksel Aktivite

Egzersiz; kemik yapısını koruması, metabolizmanın hızlanması, ruh sağlığı için de önemli bir yer tutmaktadır. Ayrıca yapacağınız fiziksel aktivite vücudunuzdaki kas gruplarının çalışıp yeteri miktarda oksijenlenmesi ve bununla birlikte beslenmesine de katkıda bulunmaktadır.

8.Akşam yemeği

Öğlen ızgara et/balık/tavuk yediyseniz akşam sebze ağırlıklı beslenerek beslenmenizdeki sağlıklı dengeyi sağlayabilirsiniz.

Sebzenizin yanına yoğurt, ayran veya cacık tercih ederek kalsiyum ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.

Bunların yanında kepekli ekmek, kepekli pilav, bulgur veya çorba gibi karbonhidrat içeriği kaliteli olan besinler de tüketebilirsiniz

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku

Beraber Daha Sağlıklı ve Mutlu Günlere

Beslenme, açlık duygusunu bastırmak, karın doyurmak ya da canının çektiğini yemek içmek değildir. Sağlıklı bir şekilde beslenme; sağlığı korumak geliştirmek ve yaşam kalitesini yükseltmek için vücudun gereksinimi olan besin öğelerini yeterli miktarlarda ve uygun zamanlarda almak için bilinçli yapılması gereken bir eylemdir.

Sağlıklı beslenme her yaştan insan için önemlidir ve sağlıklı kilonun korunması, beynin, kalbin ve diğer organların fonksiyonlarını yerine getirebilmesi, insan kendini iyi hissetmesi, vücudun sağlıklı ve güçlü olması için gereklidir. Sağlıklı olmanın temel taşı olan iyi beslenme, yeterli ve dengeli diyet ile beraber düzenli fiziksel aktivitenin var olmasıdır.

Kötü beslenme, immun sistemin zayıflamasına, hastalıklara karşı hassasiyetin artmasına, hasar görmüş fiziksel – mental gelişime, verimliliğin azalmasına neden olmaktadır.
Yeterli besin alınmasına karşın, uygun seçim yapılmadığında ya da yanlış pişirme yöntemi uygulandığında besin öğelerinin bazıları alınmayabilir.
Bu durumda vücut çalışmasındaki işlevi yerine getirilmediğinden sağlık bozulabilir. Bu duruma da dengesiz beslenme denmektedir.

Sağlıklı Beslenme İçin Önemli İpuçları

  • Öğün atlamayın!
  • Su içmeyi ihmal etmeyin.
  • Lifli besinleri tercih edin.
  • Mevsiminde taze sebze-meyve tüketmeyi ihmal etmeyin.
  • Sağlıklı yağları tüketin.
  • Daha az şeker ve şekerli besin tüketin.
  • Tuz kullanımından kaçının.
  • Güvenli gıdaları tercih edin.
  • Kalsiyumdan zengin beslenin.
  • Alkol almaktan kaçının.

Farklı kaynaklardan protein almaya çalışın.

Fiziksel aktiviteyle beslenmenizi dengede tutun.

Uzman Diyetisyen

İlknur Türk Hocoğlu

Devamını Oku

Doğru Bilinen Yanlışlar

Günlük yaşantımızda bazen doğru bilinen yanlışlar ile gereksiz kısıtlamalara gidebiliyoruz. Bu şekilde sağlıklı beslenmek gözümüzü korkutabiliyor.  Bilinen bu yanlışları aşmanın yolları var tabii ki. İşe bir yerlerden bizlere ulaşmış yanlış bilgilerin farkına varmakla başlayabiliriz.

Sıralayacağım bilgiler sizlere de tanıdık gelmiyor mu?

**Aç kalırsam kolay kilo veririm!

Uzun saatler aç kalmak, öğün atlamak, ara öğün tüketmemek sanılanın aksine, vücut ağırlığında azalma ile sonuçlanmaz. Yeterince beslenemeyen metabolizma, durumu kıtlık olarak algılar, hızını düşürür ve tüketilen besinleri daha kolay bir şekilde vücutta yağ şeklinde depolamaya başlar. Ancak beslenme ve diyet uzmanınız tarafından size özel planlanmış beslenme programıyla sağlıklı bir şekilde kilo kaybedebilirsiniz.

** Aç karına limon suyu içmek yağları eritir!

Limon suyu, yağ yakmaz! Aslında herhangi bir yiyecek veya içeceğin tüketilmesi de kişiyi vücuttaki depo edilen yağlardan kurtarmaz. Keşke kilo vermek bu kadar kolay olabilseydi! Beslenme tedavisi ve egzersiz programı birlikte sürdürülmeden fazla kilolardan ve depo edilen yağlardan kurtulmak mümkün olmamaktadır.

**Balık ve yoğurdu beraber tüketirsem zehirlenirim!

Tüketilen balık bayat ise, yanında yoğurt yenilse de yenilmese de zaten zehirlenmeye yol açma riski yüksektir. Tazeliğine güvendiğimiz balık ile yoğurdunuzu beraber rahatlıkla yiyebilirsiniz.

** Sigarayı bırakırsam hızlı kilo alırım!
Sigaranın sizin metabolizmanıza herhangi bir etkisi yoktur. Sigarayı bıraktıktan sonra kilo almanızın nedeni sigarasızlığı yüksek kalorili yiyecekler ve her sigara aklınıza geldiğinde atıştırmalıklar ile telafi etmenizdir. Beslenme hataları sigarayı bıraktıktan sonra psikolojik olarak da kişiyi etkilemektedir.

** Light ürünlerle kolay kilo veririm!
Light ürünler normal ürünlere göre daha az kalori içermemektedir evet bu doğru bir bilgidir fakat uygun olan ürün de serbestçe tüketilmemeli, eşdeğeri olan başka bir besinin yerine tercih edilmelidir (Örnek: Light bisküvi yenilirse günlük ekmek tüketimini azaltmak gerekir). Aksi takdirde farkında olunmadan yüksek oranda enerji alımına, dolayısıyla vücut ağırlığında artışa neden olabilmektedir.

 

** Zeytinyağı mucize bir yağdır!

Zeytinyağı önerilen yağlardan biridir. Ancak Omega – 9 adı verilen yağ asitlerini içermektedir. Sonuçta katı da olsa sıvı da olsa 1 gram yağ 9 kkal. enerji vermektedir. Fazlası vücut ağırlığında artışa neden olmakta ve oluşan şişmanlığa bağlı olarak sağlık problemleri ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle zeytinyağı tüketiminde aşırı kullanımdan kaçınılmalıdır.

**Yumurta kolesterol yükseltir!

Kolesterole etkisi nedeniyle en çok tartışılan gıdalardan biri olan yumurta son yıllarda “faydalı” gıdalar arasındaki yerini yavaş yavaş geri almaya başladı. Yumurtanın kötü şöhretinin nedeni içerdiği kolesterol miktarıdır.

Ancak günümüzde yapılan araştırmalar yumurtada bulunan kolesterolün kötü kolesterolü yükseltmediğini ortaya koymuştur.

Yani günde 1 yumurta yemek yüksek kolesterole neden olmuyor ancak, kolesterolün tehlikeli boyutlara çıkmaması için gün boyu tükettiğiniz yumurta dışındaki gıdalara da özen göstermelisiniz.

Sadece 1 adet yumurta B12 Vitamini: Günlük ihtiyacınızın %9’unu B2 Vitamini: Günlük ihtiyacınızın %15’ini Folat: Günlük ihtiyacınızın %5’sini A Vitamini: Günlük ihtiyacınızın %6’sını B5 Vitamini: Günlük ihtiyacınızın %7’sini Selenyum: Günlük ihtiyacınızın %22’sini Fosfor: Günlük ihtiyacınızın %9’unu karşılamaktadır.

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku

Soru-Cevaplar ile Ramazan

  1. Öncelikle uzun ve sıcak günlere denk gelen ramazan ayında sağlık açısından kimler oruç tutmalı, kimler tutmamalı?

Oruç, tutan kişilerin sağlığına bir zarar vermemesi halinde tutulması anlamlı olacak olan bir ibadettir. Gün içinde ilaç almaya ihtiyaç duyan kalp ve böbrek hastaları, şeker hastaları, vücut direnci düşük ve aşırı zayıf kişiler, aşırı yaşlı ve düşkün ihtiyar kimseler, ameliyattan yeni çıkmış hastalar, ağır gebelik geçirenler, loğusalık döneminde olanlar, emziren anneler oruç tutmak mecburiyetinde değildir.

  1. Sağlıklı beslenme açısından ramazan nasıl bir fırsata çevrilebilir?

Ramazanda kilo vermek için büyük bir avantaj yakalıyor fakat açken soframıza gelen her şeyi yemeyi ihmal etmiyoruz. Ramazan ayını sağlıklı beslenme açısından fırsata çevirebilmek için öncelikli olarak sofralarımızdaki yemeklerin miktarını azaltmamız gerekiyor. Sonrasında Ramazanda yemek yerken hızlı ve yüksek miktarda besin tüketmememiz gerekiyor. Aksi taktirde mide kapasitemizi arttırabilir ve mide rahatsızlıkları ile mücadele etmek zorunda kalabiliriz.

  • Yemekleri iyice çiğneyelim. Böylece tok hissedecek ve az yiyeceğiz.
  • İftar ve sahur arasında bol bol su içelim.
  • Ramazanda beslenme sırasında tatlı yerine meyveyi tercih edelim.
  • Kızartma ve kavurmalar yerine besinlerimizi ızgara, fırın, haşlama veya buğulama yöntemlerini kullanarak hazırlayalım.
  • Ramazan pidesi yerine kepekli, tam buğday veya çavdar ekmeğini tercih edelim. Böylece uzun süre tok kalır ve daha düşük kalori tüketmiş oluruz.
  • Yemeklerin suyunu tüketmeyerek daha az kalori alalım yağını tencerede bırakalım.
  • İftardan sonra yürüyüş yapalım.
  • Sahura kalkmayı mutlaka alışkanlık haline getirelim Böylece metabolizma hızımızı azaltmamış oluruz
  • Yemek istediğimiz çeşit sayısı kadar porsiyonlarımızı küçültelim.

 

  1. İftar sofraları zengin mi olmalı? Siz kaç çeşit yemek öneriyorsunuz? İftar sofrasında neler olsa yeterli olur?

İftarda kan şekeri çok düşük olduğundan, kısa sürede çok miktarda besin tüketimi isteği doğaldır. Yemek esnasında kan şekerinizin hızlı bir şekilde yükselmesine sebep olmayacak hafif, yağsız ve posa açısından zengin ürünler tercih edilmelidir. Azar azar sindirilerek yemek yenmesi, bütün gün boş kalan mideye yüklenilmemesine yardımcı olur.Oruçlar açılırken, su içip hurma yemek hem kan şekerini dengeler hem de vücut su ile yeniden buluşmuş olur. Daha sonrasında 1 kase çorba içilmeli ve yaklaşık 10 dakika beklenmelidir.Ana yemek olarak et, kuru baklagil, sebze yemekleri, beyaz et sofralarda olması gereken besin grupları arasında yerini alıyor.Aynı zamanda zeytin yağlı yemekler veya zeytin yağlı soğuklar, hem hafif olması özelliği ile hazmı zorlaştırmıyor, hem de doyurucu özelliğe sahip olduğundan az miktarda dahi yense tokluk hissi başlatıyor.

Ayran, yoğurt, cacık, ev yapımı komposto vücudun kaybettiği su ihtiyacını geri kazanması için hem lezzetli hem de  çeşitli seçenekler olarak sofralarda bulunması gerekiyor.

  1. Sahurda yiyip içilmesi gerekenlerle ilgili önerileriniz neler?

Sahurda yenilen yemeğin de fazla ağır olmaması gerekiyor. Sahuru erken kahvaltı gibi düşünerek gün boyunca tok tutacak, kan şekerinizin düzenli seyretmesini sağlayacak protein içeriği yüksek besinlerden oluşan bir kahvaltı hazırlanmalıyız. Aynı zamanda tokluk hissi de sağlayan bu besinler, yumurta, yoğurt, süt ve peynir gibi gıdalar; sahur için ideal seçimler arasındadır.

Ayrıca bol sebzeyi sahurda bulundurmak gerekir. Çünkü bol sebze vitamin-mineral ihtiyacını karşılaması bakımından önem taşır. Beyaz ekmekler yerine esmer ekmekleri tercih etmeliyiz. Hem daha tok tutarlar hem de B grubu vitaminlerce daha zengindirler. Yağlı yiyecekler tüm gün susama ihtiyacını arttırır. Bu nedenle yağlı yiyeceklerden uzak durulmalı ve bol su içilmelidir.

  1. Ramazan Bayramı ve sonrasındaki beslenmeyle ilgili ne tür tavsiyelerde bulunursunuz?

Bayramdaki beslenmemiz Ramazan öncesi gibi olmaya başlasa da bir ay boyunca yavaşlayan metabolizma nedeniyle yediklerimiz ile aldığımız enerji fazla gelebilir. Bu nedenle ilk hedef bayramın birinci gününden itibaren yavaşlayan metabolizmamızı eski haline getirebilmek olmalıdır. Metabolizmayı hızlandırmak, yeme sıklığını arttırmak (ara öğünler tüketme) ramazan ayında bozulan sıvı dengesinin sağlanması için yeterli miktarda su içme ve egzersiz yapmakla mümkün olabilir.

  • Bayram sabahı hafif bir kahvaltı ile güne başlanmalı, kahvaltıda kızartma, kavurma, sucuk, salam, çörek, börek tarzı ağır besinler olmamalıdır.
  • Ramazan süresince iftar ve sahur olan iki ana öğününüzü bayramın başlamasıyla birlikte sabah, öğlen ve akşam olmak üzere 3 ana ve en az 2 ara öğüne dönüştürmelisiniz
  • Sindirim sisteminizin düzenli çalışması ve kabızlıktan korunmak için lif oranı yüksek olan sebze, meyve ve kurubaklagilleri tüketmelisiniz. Lif oranı yüksek olan bu besinler, aynı zamanda kan şekerinizin de hızla yükselmesini engeller.
  • Bayramlarda vazgeçemediğimiz hamurlu ve kızartılarak yapılan tatlıların yerine, daha hafif olan sütlü ve meyveli tatlılardan tüketmek daha doğru bir seçim olacaktır.
  • Çikolata, lokumlar, şekerlemelerin yerine kuru meyvelerden tüketmek veya ikramlık hazırlamak da aşırı tatlı tüketiminden kaçınmak için önemlidir.

 

 

Devamını Oku

Sağlıklı Günler İçin Süt İçelim

Sağlıklı günler için süt içelim !

Yeterli ve dengeli beslenme vücudun ihtiyacı olan enerji ve besin öğelerinin her gün ihtiyaç duyulan miktarlarda alınmasıdır. Vücudun ihtiyacı olan enerji ve besin ögeleri besinlerimiz aracılığı ile vücudumuza alınmaktadır. Besinler yeterli ve dengeli beslenme için dört gruba ayrılmıştır. Bu dört besin grubu; et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, sebzeler ve meyveler ile ekmek ve tahıllardır.

Sağlıklı beslenmek için insan yaşamının her evresinde gerekli olan süt, Özellikle çocukluk, gebelik-emziklilik ve yaşlılık dönemlerinde kemik sağlığı açısından önemlidir. Obezite, kanser, hipertansiyon gibi kronik hastalıklarla ilişkisini gösteren ciddi çalışmalar mevcuttur.

Süt, hiç bir besinde olmadığı kadar fazla ve kullanılabilirliği yüksek kalsiyum mineralini içerir. Kalsiyum, fosfor ve magnezyum kemik dokusunun temel bileşenidir. Çocukluktan 20-25 beş yaşına kadar dengeli beslenme ile kemik mineral dokusu artar. Yaşlılıkta ise hareketsizlik ve hormonal dengenin değişimine bağlı olarak kemik mineral dokusu azalır. Kalsiyum, fosfor ve protein içeriği zengin olan süt, çocukluk ve gençlikte kemik dokusunun gelişimini sağlar, yaşlılıkta ise kaybı azaltır. Süt proteini, kalsiyum emilimini arttırdığı gibi, kemik dokusu hücrelerinin oluşumunu sağlar. Süt karbonhidratı olan laktoz da ince bağırsaklardan kalsiyum emilimini arttıran önemli bir faktördür.

İnsan yaşamındaki çok özel bir başka dönem ise hamilelik ve emzirme dönemidir. Hamilelik döneminde bolca tüketilen süt, bebeğin gelişmesi için gerekli unsurların alınmasına yardımcı olur. Tabii bu arada annenin kemik ve diş sağlığını da korur.

Yaşamın her döneminde süt tüketimi tablosu ;

  • 6-12 ay: 1 su bardağı süt (anne sütüne ek olarak)
  • 1-3 yaş: 2 su bardağı süt
  • 3-9 yaş: 2 su bardağı süt ve 1 porsiyon sütlü ürün
  • Ergenlik dönemi: 2 su bardağı süt ve 1-2 porsiyon sütlü ürün
  • Hamilelik ve emzirme dönemi: 3-4 su bardağı süt veya 2 su bardağı süt ve 1-2 porsiyon sütlü ürün
  • Yetişkinlik ve yaşlılık dönemi: 2 su bardağı süt
  • Menopoz dönemi: 2 su bardağı süt ve 1-2 porsiyon sütlü ürün

 

Sağlıklı bir yaşamın başlangıcının sağlıklı beslenmeden geçtiğini hiçbir zaman unutmamalıyız. Bu yüzden sağlıklı bir yaşam için beslenmemizde süt ve süt ürünlerine mutlaka yer vermeliyiz.

 

 

Devamını Oku

Sağlıklı Doğal İçecekler

Son yıllardaki lezzet ağırlıklı bol kalorili yiyecekleri yememize, maalesef ki lezzet ağırlıklı çayların veya sıvıların içilmesi de eklendi. Siyah çay, kahveler, boyalı ve şekerli gazlı meşrubatlar dışında hiç bitki çaylarından içmeyi denediniz mi? Bu bitkiler, bizlere doğanın birer hediyesidir. Doğru zamanda ve bilinçli şeklide kullanıldığında, çok eski çağlardan günümüze kadar gelen birer sağlık kaynağıdırlar.

Bitki çaylarını infüzyon (bitkinin üstüne sıcak su döküp 5-10dakika bekledikten sonra kullanılması metoduyla yapmalıyız)

 

Şimdi bu sağlıklı doğal içeceklere göz atalım:

 

📌Adaçayı: Sakinleştirici tesiri vardır. Sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar

📌Ihlamur: Rahatlatıcı ve yatıştırıcıdır. Stres ile ilgili yüksek tansiyonun düzenlenmesine yardımcı olur.

📌Papatya: Sakinleştirici ve sıkıntı azaltıcı tesiri vardır.

📌Nane: Mide bulantılarına, sindirim sistemi rahatsızlıklarında kalp çarpıntısında öksürük ishal bronşit gibi rahatsızlıklar da iyi geldiği bilinmektedir

📌Tarçın Çayı: Hazır çekilmiş halde veya kabuk şeklinde bulunur. Kabuğu kaynatıldığında, 2-3 dakikada aromasıını verir. Kan şekerini dengelemeye yardımcı olur.

📌Karanfil Çayı: Tansiyonu yükseltir, ağrıyı keser, ağız antisepsisini ve lokal analjeziyi sağlar. Ağız kokularına engel olur. Çay olarak tüketilmez. ağır bir tadı olur. Ilık su içine 3-4 tane atılarak ve 1-2 damla limon damlatılarak tüketilir. Tarçın, kuşburnu ve zencefille beraber tüketilebilir.

📌Yeşilçay: Kolestrol düşürücüdür yüksek tansiyon hastaları dikkatli kullanmalıdır. Düzenli kullanıldığında bağışıklık sistemini güçlendirmektedir

📌Biberiye: Antiseptik, kanser karşıtı, iltihap sökücü ve dezenfektan özelliklere sahip bir bitkidir.

📌Melissa Çayı: Tansiyonu düşürür. Uyku getirir. Çarpıntı ve sinirlilik gibi şikayetler olduğunda yararlıdır. İdrar söktürücüdür. Melisa ağacının yapraklarından elde edilen doğal haldeki “Melissa Officinalis” dışında aynı familyadan elde edilen kültür bitkisi çeşidine de “oğul otu” adı verilir.

📌Rezene: İyi bir antioksidan özelliği vardır. Balgam söktürücü özelliği yanında gaz giderici, bağırsakları çalıştırıcı özellikleri de vardır. Tüm bunlara ilaveten bazı bitki kombinasyonlarının çayların daha etkili olabilmektedir.

Devamını Oku

İlk Adımını At Randevunu Al!

Sağlıklı bir yaşama sen de merhaba demek istiyorsan hemen randevu al! Başarabileceğine inan!

Loading...